Türkoğlu Haber Gazetesi » »Prof.Dr.Veysel Ulusoy Ekonomiyi Değerlendirdi
2018-02-14 10:10:24

Prof.Dr.Veysel Ulusoy Ekonomiyi Değerlendirdi

Prof.Dr.Veysel Ulusoy Ekonomiyi Değerlendirdi

Kahramanmaraş'ın DE-KA şirketler gurubu bünyesinde yayın yapan en iyi radyo istasyonu 99.0 Fresh Fm'in konuğu Yeditepe Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Yüksek Okulu Müdürü ,Türkoğlu'lu hemşerimiz Prof.Dr.Veysel Ulusoy canlı yayına katıldı.
Türkiye Piyasaları, Ortadoğu da ki durumun ekonomiye etkisi , sermaye birikimi ve tasarruf gibi konuların değerlendirildiği program'da önemli konulara değinildi.
Aslen Türkoğlu ilçesinden olan Prof.Dr.Veysel Ulusoy , Türkoğlu'nun yetiştirdiği ve Türkiye'nin en önemli ekonomistleri arasında gösterilmekte
İşadamı Hikmet Gümüşer'inde katıldığı programda konuşan Prof.Dr. Veysel Ulusoy “Biz biliyoruz ki sermaye birikimi kalkınmanın ve kalkınmadan sonra büyümenin temelidir. Bu ister tarım sektöründe ister sermaye sektöründe yapılsın veya ürün sektöründe yapılsın illaki olması gereken bir şey. Bilinçten öte tasarrufun tanımı, tasarrufa gidecek yönleri açıklamak istiyorum; arkasından tabi ki tüketicinin tasarruf bilinci, üretimin tasarruf bilinci ve benzeri her yönüyle ele alabiliriz. Öncelikle gelişmekte olan bir ülkeyiz. Kategorimiz öyle. Orta gelir tuzağı içindeyiz, sebebi de zaten tasarruf yetersizliği. Yani sermaye birikiminin azlığından kaynaklanan bir mekanizma gelirimiz, işte herkesin bildiği gibi 8 ile 12 bin dolar arasında gidip geliyor. Bir toplamı düşünün yatırım için kaynağı ya kendi biriktirir, öz sermaye deriz biz buna. Kredi almadan herhangi bir destek almadan veya devletten destek almadan, kendi tarlasını ekip biçtiğinde elinde net kazancı kalır ve faiz ödemez. Yani bir maliyet olmaz. Bu işletme içinde öyledir, devlet içinde öyledir ama maalesef sayılarımıza baktığımızda Türkiye'de tasarruf oranı yüzde 11, 12'leri hiçbir zaman aşmadı. Milli gelirin yüzde 11, 12'si. Milli gelirden kastım aslında, bir yıl içinde ürettiğimiz hizmet ve ürün bedellerinin toplamının bir yüzdesi. Yüzde 11 revize olduktan sonra yani bir iki yıl önce zannedersem bu yüzde 25'lere çekildi. Ama hükümet tarafından çekilmesi reel bazda hiçbir şeyi değiştirmedi. Yine bir tasarruf sorunu var. Ne yapar diye devlet düşünün veya bir halk; elinde sermaye yoksa üretim için ödünç para alır. Bizde buna borç diyoruz. Bu borç ülke içinde ya başkasından alınır, ya da ülke içinde yoksa dışarıdan borç alınır. O sarmalın içindeyiz biz şuanda. O sarmalı aştığımız takdirde, o tasarruf bilinci zaten kendi kendine gelir. İr insan inanın ücreti yüksekse kazancı yüksekse zaten tasarruf yapmak zorunda olduğunu hisseder. O psikolojik olarak beynine işler. Biz zirvelerde de çok konuştuk, çok tartışıldı. Yani ücretlerin yükselmesi sermaye sahibine bir maliyet gibi gelir ama bir dönem iki dönem sonra ücret yüksekliği talebi doğurur. Talep yüksekliği bir bakıma üretimi tetikler. Zaten orada otomatikman tasarruf oluşur. Çünkü yüksek geliri siz her zaman harcamazsınız. Yani yeriniz yükseldikçe tasarruf edeceğiniz miktar artar oran sabit kalsa bile. Üsteki sıfırlar artar ama alacağınız birim miktar aynı kalır veya düşer. Bir kilo et çok revaçta. Çünkü kırmızı et az. Beyaz ette sorunumuz yok. Balıkta zaten pek fazla kültürümüz yok. Kırmızı ette fiyatlar sürekli borsa yönlü. Çünkü ben bakıyorum sürekli Amerika, Brezilya ve Şili piyasalarında onlar birbirine sıkı bir şekilde adapte olmuşlar, her gün etin fiyatı 1 semt 2 semt bizim tabirimizle birkaç kuruş bir artıyor bir eksiliyor. Bir borsa gibi. Oda arz talebe göre değişiyor. Ürünün üzerindeki az talep onun geçmiş fiyatıyla yeni fiyatının oluşmasına neden oluyor. Adına da bunun enflasyon diyoruz. Enflasyon yukarı giden, değeri düşen ama değeri sıfır olarak giden bir mekanizma. Deflasyonda bunun tam tersi. Oda kötü bir şey. Kararlı şekilde giden para birimi enflasyonu yaklaşık yüzde 1 ya da yüzde 2 olan yıllık değişimi olan para birimidir. Sokağı nasıl etkiler? Bakkalda ki yapıyı nasıl etkiler? Çünkü bakkalda bir ürün satarken enflasyonu severek fiyat artırmaz, mecbur olduğu için artırır. Ücretlerimiz enflasyonumuzu içselleştiriyor. Bize biraz fazla maaş olarak yansıyorsa, enflasyon sorunumuz yok. Hiçbir sorunumuz yok. Reel olarak kaybetmiyoruz. Çünkü her şey göreceli. Geçen yıl benim maaşım yüz birimse, yüzde on enflasyon aldıysam geçen yıl et 40 liraysa şimdi 44 liraysa yine 1 kilo et alabiliyorum. Ama tek sorumumuz burada hani o güzel bir sorunuz olan o tasarruf oranı ne olacak diye işte o tasarruf sorunu enflasyonun temel kaynaklarıdır” değerlenmesinde bulundu.
Program sonunda Türkoğlu Haber Gazetesi İmtiyaz Sahibi Abdullah Deveboynu ile fikir alışverişinde bulunan Ulusoy “Ben Kahramanmaraş'lıyım Türkoğlu ilçesindenim” demeyi de ihmal etmedi.
Osman Tuğrul TUĞ

Şartları okudum ve onaylıyorum.

TÜRKOĞLU HABER'DE BUGÜN

2018-02-21 Tarihli Türkoğlu Haber Gazetesi