Aycan, “Özel şirketlerin de kişilerin de konut yapması desteklenmelidir”
Aycan, “Özel şirketlerin de kişilerin de konut yapması desteklenmelidir”
İçeriği Görüntüle
Türk tarihine Post-Modern Darbe olarak geçen ve 19'uncu yılını dolduran 28 Şubat 1997 darbesi ile ilgili ÖNDER Kahramanmaraş İl Temsilcisi ve KAMİMDER Başkanı Yunus Doğru, darbe sürecini toplum olarak unutmayacak ve unutturmayacaklarını ifade ederek "Tarihin hiç bir döneminde zulüm payidar olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır" dedi.
ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Kahramanmaraş İl Temsilcisi ve Kahramanmaraş İmam-Hatip Lisesi Mezunları Derneği (KAMİMDER) Başkanı Yunus Doğru, 28 Şubat 1997 darbesinin 19'uncu yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Doğru, "28 Şubat 1997, Milli Güvenlik kararları sonrası ordunun baş tehdit irtica ve Müslüman kesimden medyaya, sermaya gruplarından dernek ve vakıflara kadar "iç tehdit" olarak tanımlanması ile tüm özgürlük alanlarına, değer yargılarına "topyekün savaş" ilan ettiği zorbalıklarla dolu utanç bir tarihtir. Literatüre "Post Modern Darbe" olarak giren bu süreç; sadece asker tarafından değil sözde sivil toplum örgütleri, üniversiteler, medya sermaya grupları tarafından sınır tanımaz bir baskılık ve zorbalık uygulamasına dönüşmüş bu gruplar aldıkları brifinglerle militarizmi meşrulaştırmak için her türlü gayri hukuki uygulamaya imza atmış geride telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi hasarlar bırakmıştır" diye konuştu.
 
'DARBEYİ MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞTILAR'
28 Şubat Darbesi'ni baskı ve zulmü meşrulaştırıcı her türlü kaosda çeşitli entrikalar oluşturduklarını söyleyen Doğru, şunları kaydetti: "Irtica tehlikesi adı altında başlatılan ve dindar kesimi hedef alan baskı ve zulümler, akıl almaz algı oyunları ile desteklenerek ülkenin en önemli sorunu haline dönüştürülmüştür. Toplumu fişleme birimleri oluşturulmuş "kamusal alan" zorlama tabiri ile bir sürek avı haline getirilmiştir. Bu süreçte STK görünümlü bir çok dernek ve grup militarizmin gönüllü kolluk gücü olarak faaliyet yürütmüştür. En barışçıl özgürlük eylemleri şiddetle bastırılmış gazeteciler, sivil toplum mensupları, öğrenciler DGM'lerde idamla yargılanmıştır. Süreç içinde ki uygulamalar; insan hakları, hukukun üstünlüğü, eğitimde fırsat eşitliği, inanç özgürlüğü gibi anayasal hakları hiçe sayarken ulusal ve ulluslararası kurumlar ve sözleşmelerde yanlı tutumu ile meşruiyetini kaybetmiştir. "Gerkirse silah bile kullanırız" ifadesi mücadele edilen kitlenin terör örgütü olduğu algısı yaratılmaya çalıştırılmıştır. Darbeyi, baskı ve zulmü meşrulaştırıcı her türlü kaosda çeşitli entrikalarla oluşturulmuştur."
 
'28 ŞUBAT'IN EN BÜYÜK MAĞDURLARI İMAM-HATİBLİLER'
28 Şubat Darbesi'nin en büyük mağdurlarının eğitim hakları gasp edilen İmam-Hatibliler olduğunu ifade eden Doğru, eğitim hakkı ellerinden alınan öğrencilerin yurt dışına çıkmaya başlamasıyla büyük bir beyin göçünün yaşandığını dile getirdi. Doğru, "Ordu, yargı medya ve sermaye grupları hep birlikte hareket ederek Refah-Yol hükümeti istifaya zorlanmıştır. Milletin iradesiyle alay edercesine "Beceremediniz bırakın" diyenlerin sözleri, zafer çığlıkları eşliğinde ana haber bültenlerinde manşetlerde yer bulmuştur. Toplumun büyük bir kısmının maddi ve manevi zarar gördüğü 28 Şubat Darbesi'nin en büyük mağdurları eğitim hakkı gasp edilen İmam-Hatip ve üniversite öğrencileri olmuştur. İmam-Hatiplerin orta kısımlarını kapatmaya yönelik uygulamaya alınan 8 yıllık kesintisiz eğitim, ünivesite sınavlarına girişte uygulanan katsayı engeli, üniversitelerde başörtü yasağı ile tarihte örneğine ender rastlanır adaletsizliğe imza atılmıştır. İmam-Hatip okullarında eğitim gören 13-14 yaşlarında ki çocuklar keskin nişancıların beklediği okul kapılarından geri çevrilmiştir. Eğitim hakkı ellerinden alınan öğrencilerin yurt dışına çıkmaya başlaması ile büyük bir beyin göçü yaşanmıştır" şeklinde konuştu.
'İMAM HATİBLİLER ÖNDER REHBERLİĞİNDE SESLERİNİ DUYURMAYA ÇALIŞMIŞTIR'
Darbe döneminde İmam hatibli öğrencilerin seslerini ÖNDER ile duyurmaya çalıştıklarını söyleyen Doğru, sözlerinin devamında şunları dedi: "İmam-Hatiplerin orta kısımlarının kapatılması ve üniversite sınavlarında katsayı uygulamasının başlamasıyla imam hatiplerde eğitim gören öğrenci sayısı 500 binlerden 60 binlere düşmüştür. Bu yıllarda tam anlamıyla bir varlık mücadelesi veren imam hatipler, ÖNDER rehberleiğinde seslerini duyurmaya çalışmıştır. ÖNDER, imam hatipli öğrencileri okul kapılarında ki hukuk arayışında yalnız bırakmayarak eğitim haklarını savunmak için mücadele etmiştir. Öğrenciler, veliler öğretmenler bu okulları kendi evleri gibi benimseyen halk ve diğer birkaç sivil toplum örgütüyle birlikte sıkıntılara göğüs geren ÖNDER, 11 Mayıs 1997'de Sultanahmet'te bir milyona yakın kişinin katıldığı bir miting gerçekleştirmiştir. "İmam-hatibime Dokunma" sloganıyla Türkiye tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir kalabalıkla yapılan İstanbul dışından da insanlar katılmış, böylece Türkiye'nin diğer illerinde aynı amaçla yapılacak pek çok mitingin de fitili ateşlenmiştir."
 
'UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ!'
28 Şubat Darbesi'ni unutmayacaklarını ve unutturmayacaklarını belirten Doğru, tarihin hiçbir döneminde zulmün payidar olmadığını ve bundan sonra da olamayacağını söyledi. Doğru, "Katsayı engelinden dolayı devlet üniversitelerine yerleşemeyen öğrencileri özel üniversitelerde okutmak için yardımseverlerin desteği ile "Bu yıldızlar sönmesi" diyen ÖNDER, 28 Şubat sürecinde başlayan zulüm ikliminde Viyana'dan Güney Kore'ye, Balkanlar'dan, Malezya'ya kadar birçok ülkeye binlerce öğrenci göndermiştir. "1000 yıl sürecek" denilen 28 Şubat Darbesi'nin mimarları yargı karşısındadır. Ancak o dönemde militarizmi her şekilde destekleyen ve meşruiyet zemini oluşturan ulusal ve uluslararası aktörler yargı sürecine dahil olmasalar bile milli irademize ve değer yargılarımıza yönelik kitlesel zorbalık günlerini ve zorbaları toplum olarak unutmayacağız! Tarihin hiç bir döneminde zulüm payidar olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır" ifadelerini kullandı. Haber: Emre Akkış